Değişen dünyalar ve erkek gerçekliği

  • 09:04 25 Kasım 2022
  • Jineolojî Tartışmaları
 
“Erkeğin zorlandığı en temel konulardan biri, Özgürlük Hareketini ve Abdullah Öcalan’ın sosyal yaşam projelerini komple benimseme konusudur. Feodal erkek gerçeği, yaşamın ölçüsünü kendisinin belirlediği bir ezberden gelmektedir. Bu ezberin kadın şahsında toplum lehine bozulması, ilk etapta ciddi zorlanmalar yaratmış, zamanla kabullenme gelişmiştir.”
 
Maxmur Jineolojî Birimi
 
Abdullah Öcalan’ın mimarlığında, özgür eş yaşam projesini sistemsel olarak kabul eden, ancak zihniyet olarak en çok zorlanan erkekler olmaktadır. Binyılların kalıplarının, feodal kalıntılarının izleri çok net izlenmektedir. Maxmur da erkekler, özgürlükçü, eşitlikçi bir paradigmanın ürünü olarak, kadın hakları tartışmaları, kadının irade olma hali karşısında ilk etapta zihinsel bir felç geçirmiş, alıştığı düzen altüst olmuştur. Daha kendi topraklarındayken, kadın savaşçıların bozduğu binyılların ezberini, Maxmur’da demokratik yaşamın örgüsü olarak kabullenmek durumunda kalmıştır. Bir olguyu, bir sistemi benimsemekle kabullenmek arasında ciddi farklar vardır. 
 
Erkeğin zorlandığı en temel konulardan biri, Özgürlük Hareketini ve Abdullah Öcalan’ın sosyal yaşam projelerini komple benimseme konusudur. Ulusal, toplumsal mücadeleyi yaşamı pahasına benimserken, kadın özgürlüğü, kadın özgürlükçü sistem vurgusu ve örgüsünü kabullenmektedir. Feodal erkek gerçeği, yaşamın ölçüsünü kendisinin belirlediği bir ezberden gelmektedir. Bu ezberin kadın şahsında toplum lehine bozulması, ilk etapta ciddi zorlanmalar yaratmış, zamanla kabullenme gelişmiştir. Erkek bu sisteme karşı çıktığı anda karşısında, uğruna amansız bedeller verdiği mücadele gerçeğini ve iradeleşen kadın özgürlük gücünü bulmaktadır. Kabullenme dediğimiz olgu biraz da buradan gelmektedir. Kabullenme ve uzun yıllardır bu sistemle yaşama hali kişiliklerde ve ailelerde elbette belli başlı dönüşümleri de yaratmıştır. Özcesi zihniyet savaşı devam etmektedir. Bu savaşım; özgün-özerk kadın kurumlarınca, kadın eksenli eğitim programlarıyla, tartışmalar, sohbetler, halk toplantılarıyla sürekli diri tutulmakta, kampın kurum ve komitelerinin tamamında eşit temsiliyet ilkesiyle beslenmeye çalışılmaktadır. 
 
Geleneksel aile yapısını değiştirme adına geliştirilen projeler ve çalışmalar
 
Değişim ve dönüşüm adına atılan ilk adımlardan biri kadın vakfının kuruluşudur. Anaokulları bu vakfın bünyesinde kurulmuş ve eril bilimin asimile eden ve benzeştiren yöntemlerinin yerine, kadın bakış açısıyla beslenmiş bir ilk adım eğitim sistemi kurulmuştur. Yine kadının ekonomik alandaki ilk varlığı Kadın Vakfı öncülüğünde gerçekleşmiştir.  Ş. Jiyan Kadın Akademisi ve Ş. Ferhat Kurtayak akademileri bünyesinde toplumun her kesimine ve her yaş grubuna hitaben hazırlanıp verilen eğitim devreleri hayata geçirilmiştir. 
 
İştar Meclisi, kampın en önemli karar organlarından birisidir. Kadın meclisi, bünyesinde çalışan tüm özgün kurumlarıyla sadece kadına değil, topluma ait tüm konularda söz sahibidir. Bu örgütlenme kadın varlığını alanda önemli bir güç haline getirmiştir. Toplumsal problemlerin çözümünde, kamp yönetiminde, kadınların her konuda yönünü çevirebileceği bir alan konumundadır. Aile içi sorunlar, kadına yönelik geliştirilen her türlü tutumda buna dâhildir. Kadın çalışmalarının yoğun olduğu kampta taciz ve tecavüze çok nadir rastlanırken, kadına yönelik şiddet asgari düzeydedir. Belli bir oranda aile içi şiddetin aşıldığı söylenebilir. Şiddet hem toplum tarafından esefle karşılanmakta hem de İştar Meclisi ve iç güvenlik güçlerince yaptırıma tabi tutulmaktadır. Ekonomik alanda da kadın kendisini giderek var etmektedir. Kamp koşullarında maalesef ciddi bir üretim alanı ve iş imkânı yoktur fakat kamp dışında aileye ekonomik anlamda katkı sunmak için çalışma oranı yüksektir. Yine kamp içinde giderek esnaf kadınlar çoğalmaktadır. 
 
Özerk örgütlenme, eşbaşkanlık sisteminin aile yapısına yansıması
 
Bütün kurumlarda eşbaşkanlık sisteminin oluştuğu ilk alanlardan biri olmasına rağmen, bu noktada ciddi bir direnç gelişmemiş, özsel olarak benimseme konusunda kimi sıkıntılar yaşansa da pratiğe hızlı geçmiştir. Elbette bunun getirdiği değişim-dönüşüm sancıları ve erkek egemen akıl ortadan kalkmamıştır. Fakat organize olarak Maxmur halkı bu sistemi kabul etmiştir. Hemen hemen yaşamın bütün alanlarında kadın öncülüğünde çalışmalar yürütülmektedir. Bu artık doğallaşmış, hakkı teslim edilmiş bir gerçekliktir. Eşbaşkanlık sistemine geçiş, kamp çalışmalarına belli ölçüde bir yenilik getirmiş, kadın açısından iradeleşmeyi, erkek açısından ise gücü-yönetimi paylaşmayı, ortaklaşmayı kendisiyle beraber getirmiştir. Çalışma alanında kadınla gücü paylaşan erkeğin, evde ailede de belli değişimler yaşadığı görülmektedir. Daha fazla paylaşımın, ortaklaşmanın, kadının gücü ve iradesine saygının geliştiği açıktır. 
 
Maxmur Genç Kadın Meclisi
 
Mültecilik gerçeğinden en çok etkilenen kesimlerin başında genç kadınlar gelmektedir. 25 yaş altı genç kadınların çoğu mültecilik gerçeği içerisine doğmuştur. Aidiyet hissi, gelecek tahayyülü ve planlaması, mültecilik koşullarından etkilenmektedir. Okul okuma oranı çok yüksek olmasına rağmen, okuduğunu pratiğe geçirecek alanı veya istihdam alanı bulunmamaktadır. Güney Kürdistan şehirlerine giderek üniversite okuyan genç kadınların sayısı çok fazladır. Fakat bu genç kadınların yüzde doksanı mezun olduğu alanlarda faaliyet yürütememektedir. İstihdam sorunundan ve KDP'nin kampa yönelik genel politikalarından kaynaklı; arkeoloji, mühendislik, siyaset bilimi, avukatlık vb. bölümlerden mezun pek çok genç kadın ya kampta kimi kurum çalışmalarına gönüllülük esasıyla dahil olmakta ya Güney Kürdistan illerine giderek temizlik, garsonluk, satış görevliliği gibi işlerde çalışmakta fakat çoğunlukla da hane sınırları içerisinde kalmaktadır. Bu bir tercih ya da ailenin çizdiği yol değil, koşulların getirdiği bir sonuçtur.  
 
Maxmur Çocuk Meclisi  
 
Maxmur’da çocuklar, mülteciliğin ağır gerçeği içerisine doğup, bu gerçeğin her boyutunu ve sonucunu yaşamaktadır. Dünyada tanınmış pek çok sözleşmenin ve hakkın dışında doğup büyüyen Maxmur çocukları, kısıtlı sağlık, beslenme ve güvenlik koşullarında yetişmektedir. Süreklileşen saldırıların en travmatik sonucunu çocuklar yaşamaktadır. Savaş uçakları, havan ve bomba sesleri kamp çocukları için günlük yaşamın bir parçası haline gelmiştir.  İçte ise hem eğitim sistemi hem de Kadın Vakfı bünyesinde kurulan Çocuk Meclisi vasıtasıyla daha erken yaşlardan çocuklar irade olarak görülmekte, söz hakkı sahibi olmaktadırlar. Klasik aile kurumunda nesnenin nesnesi konumunda görülen çocukların kendilerine has örgütlenme alanları vardır.  Bu meclis bünyesinde, çocuklara yönelik kültürel, sanatsal, eğitsel faaliyetler yürütülmekte, çocukları kendilerine dair kararlarda söz sahibi kılmak hedeflenmektedir.
 
Sonuç olarak günümüz gerçeğinde Maxmur Kampı sakinlerinin dünya genelinde yaşanan, Ortadoğu özgülünde derinleşen kimlik bunalımından etkilenmemesi beklenemez. Bilakis kimlik bunalımında bir de mülteciliğin çok yönlü sancılarını yaşamaktadır. Fakat eş yaşamın ve demokratik aile tahayyülünün en gerçekçi toplum zeminlerinden biri olduğu çok nettir. Sosyal devrimin dağlı ana soylu köklerle, kadın özgürlükçü sistemin senteziyle gerçekleşebileceği bir zemindir.